Onur Serbes

Yaşamak ; herşeye rağmen…

Yazıları takip edin
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • İletişim

Der Untergang

Cumartesi, Ocak 31st 2009   
Kategori: Filmler,Diziler    Etiketler: adolf hitler, almanlar, çöküş, Der Untergang, Downfall, hitler, ikinci dünya savaşı
Yorum yok

Türkçe “Çöküş” anlamına gelen mükemmel film Adolf Hitlerin ölmeden önceki günlerini anlatıyor.Baştan söylemek istediğim şey film çok güzel.

Filmin güzel olmasının başlıca sebebi başroldeki Bruno Ganz adlı alman aktörün Hitleri mükemmel canlandırmasıdır.Hitlerin hitler olmasını sağlayan sebeplerden biride propaganda ve konuşma yeteneğidir , özellike sinirlendiği zaman konuşması çok değişik bir hal alır .Bu yüzden hitler canlandırması çok zor bir karakter ama Bruno Ganz role o kadar iyi çalışmış ki bunu konuşmalarından ve hitlerin yakanlandığı parkinson hastalığını canlandırmasından ne kadar da mükemmel olduğunu anlıyoruz.

Filmin güzel olmasının sebebi amerikan filmlerindeki saçmasapan klişelere takılmamış olması ve gerçekten objektif olması.Film hitlerin sekreterliğini yapmış bir genç kızın yıllar sonra yazdığı romandan yola çıkarak çekilmiş ve bu yüzden tarihi gerçekçiliği yüksek düzeyde.

Filmin objektif olmasındaki kastım hitlerin iyi olarak gösterilmesi değil , aksine hitler gayet karışık hastalıklı zalim bir kişilik olarak gösterilmiş filmde.Zaten okuduklarıma göre de hitler insanlarla yüzyüze konuşurken çok nazik ve kibar biriymiş ama yinede milyonlar üzerine yaptıkları hesaba katılırsa kendisini iyi biri olduğunu söylemek hayli zor.Ama film olayın tam mihenk taşını da ortaya koymuş.Yani şimdi almanlar hep hitleri suçlayarak kendilerini aklama çabasındalar ama işin iç yüzü hiçte öyle değil.Filmde de görüldüğü gibi hitler tüm bu çılgınca şeyleri yaparken halkta onun arkasındaydı , onun düşüncelerini destekliyordu .Nasyonel sosyalizm bir din gibi görülüyordu demek yanlış olmaz.Bunu filmdeki cani bir anneden anlayabiliriz ; nasyonel sosyalizmin olmadığı bir almanyada yaşamak için çocuklarının fazla iyi olduğunu , nasyonel sosyalizm olmazsa çocuklarının yaşamının bir anlamı olmadığı söyleyerek çocuklarını zehirliyor.

Film insanların düşünce ve davranışlarını yansıtma açısından çok başarılı olmuş.Herşeyin sadece siyah ya da sadece beyaz olamayacağını gösteriyor .İnsanların inandıkları şeyler uğruna ne kadar çılgınca şeyler yapabildiğini kanıtlıyor.

Filmin sinema sanatı yönünde artıları bulunduğu gibi eksileride bulunuyor.Film sürekli hitlerin sığınağında geçtiği için o kuşatılmışlık yenilmişlik duygusunu gayet iyi veriyor , özellikle arka fondan gelen sürekli bombardıman sesleri atmosferi gayet iyi yaratmış ama o atmosferdeki en büyük şeylerden biri olan müzik eksik.Evet nedense filmde müziğin eksikliği bariz bir biçimde hissediliyor ama o kadar kusur kadı kızında da olur diyip eleştirilerimizin sonunu getiriyoruz.

Film hakkında daha ayrıntılı bilgi almak isteyenler buradaki imdb sayfasına bakabilirler.

Sakkara’nın Kumları – Glenn Meade

Çarşamba, Kasım 26th 2008   
Kategori: Okuduklarım    Etiketler: 2.dünya savaşı, glenn, glenn meade, hitler, ikinci dünya savaşı, meade, sakkara, sakkaranın kumları, suikast
Yorum yok

Sakkara’nın Kumları eski gazeteci yeni uçuş eğitmeni Glenn Meade’in dünyada tanınmasını sağlayan kitapların başında gelir.İkinci dünya savaşında mısır -kahire de geçen kitapta nazilerin savaşta yenileceklerini anlayınca umutsuzca son çırpınışlarını anlatıyor.Bu çırpınış kahirede toplantı yapıcak olan müttefik güçlerin başındaki adamlara yani ingiliz başbakanı churchill ve amerikan başkanı roosevelt’e suikast düzenleyerek almanyaya zaman kazandırmak ve bu zamanda alman sanayisinin yeniden güçlenmesini sağlayıp savaşı kazanmak isteğinden kaynaklanıyor.

Benim ikinci dünya savaşına olan ilgim 600 sayfadan fazla olan kitabı 2 günde bitirmeme sebep oldu. Kitap anlatım yönüyle çok akıcı ve betimlemeler çok güzel. Özellikle savaş dönemi mısırı çok iyi yansıtıyor.İnsan kendini kahirenin toprak kokan sokaklarında hissediyor.

Özellikle insan karakterlerini çizerken çok sağlam kir kurgu üzerinde ilerliyor , ve o insanları savaştaki kahramanlar olarak görmekten çok insan olduklarının ve duygulara sahip olduklarının farkına varıyorsunuz.
İkinci dünya savaşını işleyen romanlardaki en büyük hata duyguların ve aşkların çok basmakalıp gösterilmesidir ama Glenn Meade bu hataya düşmediği için kitap bir an olsun sizi sıkmıyor. Kitabın sıkıcı olmamasının diğer bi sebebi ise kitaptaki olayların kurgusunun çok güzel olması ve aralarındaki bağlantının sağlam olması bu yüzden havada bişey kalmıyor , yani herşey rayında ilerliyor.

Kitabın konusunda geçen suikast olayı aslında gerçek fakat kişiler ve oluş şekli yazarın kendi hayal dünyasının bir ürünü . Kitap seçtiği gerçek bir konu üzerine kişileri ve olayları çok güzel giydirmiş. Diğer çoğu meşhur 2. dünya savaşını anlatan kitapların yazarları amerikalı ve ingiliz oldukları için propaganda yapmak hatasına düşüyorlar fakar irlandalı yazar kitapta olabildiğince tarafsız kalmaya çalışmış.Kitapta Alman gizli örgütlerinin başkanları kana susamış köpekler gibi görünürler ama okuduğum çoğu kitaptan anladığım kadarıyla onlarda biraz argo tabirle emir kulu , Hitlerin o gaddar acımasız emirlerini sorgulamaya yada düşünmeye hakları olmayan insanlar oldukları için kendileride bu kadar acımasız olabiliyorlar.

Eğer kaliteli bir macera romanı arıyorsanız ve ikinci dünya savaşı ilginizi çekiyorsa sakkaranın kumlarını çok beğenebilirsiniz ama ikinci dünyaşına ilgi duyamasanız bile yazarın o güzel etkileyici akıcı dili sayesinde kitabı çok beğeneceğinizden eminim.

Kitapsız kalmayın , kendinizi o hazinelerden mahrum bırakmayın.

  • Kendime Not

    İlim servetten daha kıymetlidir. Çünkü, serveti sen korursun, halbuki ilim seni korur. (Hz.Ali r.a.)
  • Kategoriler

    • 3. Sayfam (18)
    • Canlarım (3)
    • Filmler,Diziler (2)
    • Güncel (11)
    • kulağıma hoş gelen ezgiler (2)
    • Net alemi (5)
    • Okuduklarım (18)
    • okul ,itü , gümuşsuyu falan.. (1)
    • Tiyatro (1)
  • Sayfalar

    • Hakkımda
    • İletişim
  • Tavsiye siteler

    • Bade kalyoncu
    • Beyaz
    • Beyaz Gelincik
    • Connected internet
    • Dezzain Studio
    • Mavi Kelebek
    • Rosebud
    • Sağlık Kaynağı
    • Sağlık Merkezi
    • Suyla yaşam
    • Sıdıka Eren
    • unusual
  • Beni Takip Edin

     Yazıları takip edin

    Facebook profilim
  • En Çok Okunanlar

    • Honda CBR 125 R ve Türkiye Yollarında Motorsiklet Kullanmak (36743)
    • Onurun Twitter macerası (12792)
    • Haggard İstanbul Konseri (11170)
    • Rahmet (8055)
    • Müjdeli bir değişim - Ahmet Altan (6310)
    • Şampiyonluk bizim Kupa bizim (5153)
    • Puslu Kıtalar Atlası - İhsan Oktay Anar (4465)
    • Onur Anadolu yollarında (4412)
    • ALLAH var mıdır? Peki ya şeytan? (4277)
    • İstanbulda lale zamanı ve İnsan ruhuna yansımaları (4193)
  • Son Yazılar

    • Onurun Twitter macerası
    • Haggard İstanbul Konseri
    • Rahmet
    • Müjdeli bir değişim – Ahmet Altan
    • Şampiyonluk bizim Kupa bizim
    • İstanbulda lale zamanı ve İnsan ruhuna yansımaları
    • EMRE AKÖZ- Sabah 21 Nisan 2009
    • Papaz Her Zaman Pilav Yemez – J. Mario Simmel
    • Müşteri – John Grisham
    • Kızıl Nehirler – jean christophe grange
  • Son Yorumlar

    • ALLAH var mıdır? Peki ya şeytan? için isomen88
    • Honda CBR 125 R ve Türkiye Yollarında Motorsiklet Kullanmak için ömer
    • Honda CBR 125 R ve Türkiye Yollarında Motorsiklet Kullanmak için aziz
    • Honda CBR 125 R ve Türkiye Yollarında Motorsiklet Kullanmak için ewQin
    • Honda CBR 125 R ve Türkiye Yollarında Motorsiklet Kullanmak için ewQin
©2007-2010 Onur Serbes
Bu sitedeki istediğiniz yazıyı elbette alabilirsiniz: Bilgelik sahiplikle birlikte var olamaz. Alın, okuyun, okutun, paylaşın. Sadece alıntılarınızda www.onurserbes.com 'un referansını yazmanız etik olarak doğru olandır.


Tema için Dezzain Studio adresine teşekkür ederim.
Sitemap