Mutlu – luk

 

 Mutluluk dediğin şey bir garip rüya , düşün içindeki gerçek , gerçeğin içindeki düş .

Güneşli bir avluya açılan kapı , kapının önündeki mor çiçekler .

Yağmur sonrası gökkuşağı , gökkuşağındaki renkler.

İnsanın umudu , umuttaki  yağmur damlası.

Merdivenlerden yukarı çıkarken el tutmak belkide , merdiven başında hızlı hızlı nefes alırken kalbine  dokunan bir el .

O eldeki ufak yaraya bırakılan bir buse.

Üşüme diye yürünen yolu değişmek belkide.

Mor çiçeklere bakıp sırıtmak.

Aralarındaki beyaz çiçekler biraz solduğunu görünce üzülmek.

Çiçeğin sapını kısa kestirmek biraz.

Küçük çiçek almak.

Soğukta beklemek mesela , karı bekleyen çocuk gibi.

 

F-4 PHANTOM II – Yıllar sonra maketçiliğe dönüşüm

Yıllar önce kartondan yaptığım Titanic maketinden sonraki ilk maketim.Ve karşımızda uçan efsane F-4 PHANTOM II
Model setimiz Revell in USAF F-4 PHANOM II 1:48 lik modeli.
Boyu yaklaşık 37 cm , kanat açıklığı 25 cm.

İlk plastik maketim olduğu için sadece birleştirme ve yapıştırma yaptım .
Boyamayı daha sonraki zamanlarda yapmayı düşünüyorum.Boyamayı bitirinc yeniden fotoğraflarını koymayı düşünüyorum siteme 🙂
Resimlerin büyük hallerini görmek için üzerlerine tıklayınız.













Sevgi Üzerine

Aşk üstüne

Sevgi , hayatta en anlamlı , en uçsuz en bucaksız kelimelerden biri.

Hayatın en büyük amacı mutlu olmaksa , sevgi de o mutluluğu sağlayacak tek anahtar . Kalpleri açan , karanlıktan aydınlığa , zorluktan feraha çıkaran o sevgi ,  uğruna türküler söylenen , şiirler yazılan o gönül ateşi.

 

Yüreğim ateşböceği gibi dönerken etrafında , umutlarımı düşlerine emanet ettim.

Allahtan başka hiçbişeyden şeyden korkmayan ben , yüzüne vuran rüzgardan korkar oldum seni hasta edecek diye .O rüzgardan seni sakınmak , sakındıkça o yüreğindeki huzuru duymak en büyük mutluluğum .

Anladım artık sayende yaşamak neymiş , sevmek neymiş .

Anladım ki senle dünya bir cennet , sensizlik cehennemmmiş.

Mesele bir şeylere sahip olabilmek değil , beraber sahip olmaya çalışmak , çabalamakmış .

Anladım ki evlenmek sadece aynı evin içinde olmak değilmiş , gece sarılıp uyumanın , sabah yanında uyanmanın hayalini kurmakmış .

Anladım ki ben demek sen demekmiş , en güzel güzel şey el ele tutuşup biz olmakmış …

 

 

Tiramisu …

Tiramisu , lezzetli bir italyan tatlısı ama benim için manası bundan çok öte . Tiramusu’nun kendinden çok bana hatırlattığı , bende oluşturduğu duygular önemli olan .

Tiramisu kelimesini her duyduğumda , okuduğumda ruhuma dolan o tatlı huzur , o neşe beni hayata bağlayan yegane şey.

Tiramisu mutluluk demek benim için , küçük bir çocuğun dondurmaya sahip olduğundaki mutluluk gibi , ilk defa uçurtma uçurduğundaki hissettiği heyecanlı mutluluk gibi .

Hani yemekte tatlı en sona yenir ya ağızda tatlı bir tat bırakması için , tiramisu da öyle benim için . Şu ömrümde acı , ekşi , tuzlu günler oldu ama bunların üzerine mutluluk getiren yürekte güzel bir tat bırakan şey tiramisu oldu .

Tiramisunun tadını dudaklarımda , yüreğimde hissetmek bana belkide Yaradanın en büyük lutfu , sıkıntılı günlerin ardından kavuştuğum tiramisu ALLAH ın benim için ayırdığı en güzel tatlı olsa gerek 🙂

Tiramisu sadece bir tatlı değil , bazen yüzüme çarpan tatlı bir rüzgar , bazen dudaklarımı ıslatan ılık yağmur damlası , bazen karanlığı yokede günışığı , bazen gece yarısında yakamoz , bazen manzaradaki deniz , bazen dilimdeki mutluluk türküsü , yarına ulaşmam için çabalamamı sağlayan bana moral veren hayat sebebim. Ve en önemlisi yüreğimi ferahlatan Nur damlası…

İsimle Ateş Arasında – Nazan Bekiroğlu

İsimle ateş arasında en sevdiğim kitaplardan biridir. Nazan hocanın o masalsı anlatımı , o mükemmel kelimeleri ruhuma akar.
Bu kitaba olan hayranlığımı anlatmak mümkün değil.
Beni , sevgimi bu kadar güzel anlatan bir kitap yoktur .
Ve yine son sözü kitaba bırakıyorum.

“onu, herşeyi terk ederek, herşeyi göze alarak, yaktığım gemilerde ben de yanarak, yıktıklarımın enkazı altında ben de kalarak sevdim. hiçbir şeye akıl yetiremeyen çocukların berrak sevinciyle sevdim. onu, ömrümün bundan sonrasına dair kuş gözü kadar bir ayrıntıyı dahi merak etmeyecek kadar mutlu olarak sevdim. onu, gördüğüm o ile göremediğim o arasındaki uçurumları hesaba katmayarak sevdim…”

İsimle ateş arasında – Nazan Bekiroğlu

Radyo Eksen

Sen radyo ekseni dinler misin ? ” dedim

“Evet”  dedi .

Çok  mutlu oldum …

Sayfalar

İnsanlar aynı kitaplar gibi ; görünüşte hepsi birbirine benziyor , hepsinin sayfaları var , bazıları uzun bazıları kısa  , bazılarının kapakları daha cezbedici olurken bazılarının kapakları sırada sıkıcı , basit.

Onları birbirinden ayıran içinde yazılı olanlar , yani hikayeleri . Bazı kitaplarda cümle sonuna gelmek bile yorucu bir işken bazıları bir okumada kendini sonuna kadar okutur.

İnsanlarda biraz böyle  , içinde hikayeleri , duyguları olanlar ve olmayanlar.

İçinde hikayeleri olanlar için hayat iyisiyle kötüsüyle yaşamaya değer  , acılar bile mutlulukların ön hazırlığı belkide , böyle insanların ömrü güzel bir kitabın güzel bir filmin başrol oyuncusu gibi geçiyor çevreme bakınca .

İnsanın bir hikayesinin olması için çok baskın bir karakter olmasına gerek yok , örneğin Amelie filmi küçük insanların büyük hikayelerini anlatır , bu yüzden çok severim . Mesele aynada kendinizi ne kadar büyük gördüğünüz değil diğer insanları ne kadar mutlu edebildiğiniz birazda . Yaradılış olarak yalnız yaşayamayan canlılarız , sürekli başkalarıyla etkileşim hali içindeyiz , bu etkileşimde iletişim halinde bulunduğumuz insanlara ne kadar çekilebilir kılıyorsak hayatı bizimki de o kadar çekileblir oluyor , onları ne kadar mutlu edebilirsek biz de o ölçüde mutluluğu tadabiliyoruz.

Başrol oynatan senaryo bu etkileşimlerin sonucu doğal olarak ; aşk , arkadaşlık, dostluk , aile bağları . Özünde bu etkileşimin temelinde insanları anlayabilmek bulunuyor.Başkalarının da kendimiz gibi insan olduğunu , onlarında hataları ve hayalleri olduğunu en az kendimiz kadar kabullenebilirsek mutlu olmanın sırrına vakıf oluyoruz bir nevi.

Hayatta maddi başarı olarak sıralanan  para , kariyer, meslek gibi olgular da birileriyle paylaşmayınca veya bu olguların faydalarını birileriyle paylaşmayınca onlarında bir anlamı olmuyor. Değersiz şeyler anlatan değersiz kitap sayfaları olmaktan öteye geçemiyorlar.

İnsan ömrünün safyalarının güzelliği o sayfalara ne kadar duygu katabildiği birazda , fedakarlık , özveri , sevgi , özen , romantizm vb … Hepsi de diğer insanlarla aramızda geçen şeyler .

Sonuç olarak güzel bir kitap gibi bir ömür isteyenlerin ilk yapması gereken iş çevresindeki insanları anlamak olmalı gibi geliyor bugünlerde .

Rüzgar

Büyük fırtınalar , zor rüzgarlar sıkıntılı zamanlar.

İnsanın canını sıkan , isyana teşvik eden , sevkeden ne çok şey var şu su damlası ömürde.

O su damlası ömre dalıp gidiyorum bazen , ekmek kavgası , dünya meşgalesi derken gönlümü kaptırıyorum yalan dünyaya…

Her zaman bu son kapı olacak diyorum içimden  , bu son kapı olacak ve bu kapıyı açtığımda batıla dair hiç sıkıntım kalmayacak , yönümü Hakk’a döneceğim diyorum.

Ama öyle olmuyor , her kapının ardında yeni bir kapı , her sokağın sonunda yeni bir sokak çıkıyor karşıma , silindirin içinde fare misali hiçbir yere varamadan yürüyor insan ,düşünmeden soluk almadan sorgulamadan .

Hep La ilahe deyipte illallah diyemiyoruz , kendi kibrimizin , kendi gururumuzun çamurunda boğuluyoruz .

ALLAH hepimizi illallah diyebilenlerden eylesin…

Ye O Kurbağayı – Brian Tracy

Ye o kurbağayı , beklemeden , düşünmeden ye .Kitabın adı gayet ilginç fakat bu ilginçlik sadece adıyla dikkat çekipte içeriği kötü olan bir kitapla karşılaştırmıyor bizi. Kitap gayet sağlam taktikler içeriyor.

Çoğu zeki insanın sorunudur zamanını verimli kullanmak , çoğu şeyi yapabileceğinizin farkındasınızdır ama  yapmazsınız , bir türlü harekete geçmezsiniz , işler önünüzde büyükdükçe büyür.Çok büyük şirketleri yöneten yöneticiler , çük mükemmel tasarımlar yapan mühendisler , dur durak bilmeden çalışan politikacılar . Onlar hayatlarında bu kadar çalışmayı kolaylıkla sığdırırken siz neden çalışamıyorsunuz hiç düşündünüz mü ?

Cevap çok basit :  ZAMAN YÖNETİMİ . Zamanınızı faydalı kullanmak  , sizi hayatta bir yerlere getirecek işlere öncelik tanımak ve rahatlık tuzağından kurtulmak yani hareketi geçip amaçlarınıza hedeflerinize ulaşabilmeniz için gerekli olan şeydir zaman yönetimi.

Bütün büyük liderler mutlaka not tutarlar , sürekli o not defterine notlar alırlar günlerini planlarlar , yani bir nevi ajanda kullanırlar .Bu kitabın iyi zaman yönetimi için önerdiği fikirlerden biri her günü önceden planlayıp liste yaparak önemli işlerinizi o listeden takip edip bitirmek.

Kitapta bu ve bunun gibi sağlam önerilerde bulunulmuş , şimdi o önerilerin hepsini burda yazıp kitaptan alıcağınız zevki ve faydayı yok etmek istemiyorum .

Ben her zaman , zaman yönetimi konusuna ilgi duydum . Hayatta hayalleriniz hedefleriniz olabilir , ancak hayallerini gerçekleştirenler o uğurda ömürlerini harcayan bunun için çaba harcayan insanlardır. Zaman yönetimi hem çalışmanız için sizi motive eder , hem de etkin bir şekilde çalışmanızı sağlayarak hayallerinizi gerçekleştirmenizi sağlar.

Sonuç olarak önemli olan teorileri bilmek değil onları uygulamak hayata geçirmektir . Kitap teoriler hakkında çok kısa ve önemli bilgiler veriyor , hayallerinizi gerçekleştirmek için bir adım atmakta size kalıyor.

Hayalleri olan insanları severim , hayalleri için durmadan usanmadan çabalayanları daha da çok severim 🙂

Stromae – Alors On Danse

Fiat punto evo reklamında çalan şarkı belçika-ruanda asıllı stromae adlı kardeşimize ait , şarkı çok hoşuma gitti ve arkadaşlardan hep soranlar olduğu için paylaşmak istedim.
Asıl adı Paul Van Haver adlı bu kardeşimiz brüksel belçika doğumlu,yaptığı müziği hip hop ve elektronik müziğin karışımı olarak nitelendiriyor.Stromaenin çıkış parçası alors on dance olmuş , belçikalı bir anneden ruandalı bir babadan olan stromae babasını ömründe sadece 3 defa görmüş.

Toplam 7 sayfa, 2. sayfa gösteriliyor.12345...Son »