Güncel

Kuşların gökteki dansı – Taksim

Geçenlerde okuldan gelirken taksimde kuşların enfes hareketlerine şahit oldum ve oracıkta hemen fotoğraflarını ve videolarını çektim , Fotoğraflar ve videolar aşağıdadır , fotoğrafların tam boyutu için üzerlerine tıklamanızı öneririm ama kesinlikle videoları izlemeyi unutmayın.

FOTOĞRAFLAR

Nokia N8 ve Tecrübelerim

Son bir iki aydır artık eski telefonum olan hp ıpaq 514 ün artık gitgide kafayı yemesi sonucunda telefon arayışlarna hız vermiştim.

500-600 civarındaki telefonlara baktım ama bu fiyat aralığındaki telefonlarda çoğu özellik var ama hepsi ucundan kenarından , kamerası var ama iyi çekmiyor , gps var ama şebekeye bağlanmadan bulamıyor , ekranları kötü , dokunmatikleri algılamıyor derken bin liralık telefonlara bakmaya başladım , aklımı en başta motorola milestone modeli çekmişti . bu model türkiyede sadece tenokasada satılıyor ve fiyatı 999 lira ancak android ile çalışan ciazı aldığınızda android marketi kullanmıyorsunuz çünkü henüz türkiyede android market yok ve diğer taraftan bu telefonun amerikada 1 yıl önce çıkması türkiyeye yeni gelmesi ve motorolanın türkiye cep telefonu pazarında etkin olmaması yüzünden bu telefondan vezgeçtim.

Eninde sonunda 1000 liraya alınabilecek en makul telefonun n8 olduğuna karar verdim . Özelliklerinden önce nokianın yaygınlığı ve türkiyedeki desteği önemli etken oldu . çünkü daha önceki telefonum hp 514 te ne bir destek sayfası ne bir uygulama ne da başka bişey bulamıyordum , o yüzden bundan sonra türkiyede yaygın olmayan bi cihazı almamaya yemin etim 🙂

Yazımın hikaye kısmını geçtikten sonra gelelim nokia n8 in özelliklerine.

Öncelikle herşeyden cihazın dokunmatik ekranı kapasitif , yani basınçla değil sıcaklık çalışıyor , ıphoneda da bu sistem var , bu yüzden ekranın dokunmatiği çok hassas.Ve multitouch özelliği var teledonda , yani ekrana birden fazla noktadan dokununca hepsini algılıyor.

Telefonun tasarımı ilk başta garip gelsede aslında çok güzel duruyor , bendeki siyah versiyonu hem ciddi hem karizmatik.

Telefonun menü geçişleri , hızı , ovideki ücretsiz uygulamalar gayet tatminkar. Nokia bu konuda çok çaba sarf etmiş ve oviye inanılmaz güzel oyunları uygulamaları ücretsiz koymuş . tlefon çıkalı daha 1 ay olmasına rağmen bayağı bir uygulama var , zamanla artıcaktır.

Gelelim telefonun en önemli özelliklerinden birine yani kamerasına , telefonda 12 mp , xexnon flaş ve carl zaiss mercekli kamera var.12 mp dünyada cep telefonlarında bir ilk , xenon flaşta öle .

Telfonu 1 haftalık kullandıktan sonra kesinlikle tavsiye ederim.

Telefonun kamerasının neler yapabildiğiyle ilgili birkaç örnek için yazımın en altına n8 ile çektiğim birkaç fotoğrafı ekliyorum.

Resimlerin tam halini görmek için üzerlerine tıklayın çünkü böyle yarım çıktılar 🙂

Windows 7 Kullanılabilir RAM Miktarı Sorunu

Uzun zamandır vista ultimate i kaldırıp windows 7 64 bit yüklemeyi düşünüyordum. En sonunda biraz uğraşla kurdum ama 4 gb ram olan bilgisayarım özelliklerinde yanında kullanılabilir ram miktarı 2,94 yazıyordu  . Bu sorun biraz beni uğraştırdı ama sonunda çözdüm.

Sorunun çözümü için pc açılırken bios a girin , benim anakartım asus , o yüzden sizinki biraz değişiklik gösterebilir.

Biosta south bridge veya north bridge kısmında “Remap Memory” diye bir ayar var , onu değiştirirseniz bilgisayarınız 4 gb olarak görecektir artık.

Bu arada windows 7 64 bit hakkında yorum yapmak gerekirse bu sefer microsoft gerçekten xp den daha iyi bir işletim sistemi yapmayı becermiş , vista ultimate de iyi bir işletim sistemiydi fakat biraz hantal kalıyordu .

Şampiyonluk bizim Kupa bizim

bjk
Uzun zamandır internet siteme bişey yazamıyordum hayat telaşından ama sevinci geçmeden şampiyonluğumuzu ve çifte kupamızı yazayım dedim
şampiyonluk bizim kupa bizim
🙂
darısı o kupaları hayatı boyunca göremeyenlere

Unutkanlık Üzerine


Auschwitz’den (nazilerin en büyük toplama kampı) sonra şiir yazmak barbarlıktır demiş vakti zamanında t.w.adorno. İnsanlığın en büyük utançlarından biri olan ve milyonlarca yahudinin , çingenenin,polonyalının , homoseksüelin adeta böcek gibi öldürüldüğü auschwitz kampı bugün hala ayakta .Müze haline getirilen kamp insanoğlunun ne kadar vahşi acımasız olduğunun bugünde kanıtı , bunu en fazla hatırlaması gerekenler yani yahudiler ise çoktan unutmuşlar o günleri.

Auschwitz’in üzerinden 70 yıla yakın bi zaman geçti , devran döndü , yahudiler dünyanın en güçlü milleti oldular.Şimdi o güçle şeytanı bile kıskandırıcak kötülükleri zulümleri filistinli çocuklara , kadınlara yapıyorlar.Kendi uğradıkları zulümlerin daha da kötüsünü şimdi filistinlilere yapıyorlar.

Ama unutmamak lazımki tarih kendisini unutanları asla affetmez , gün gelir devran döner , şimdi vurup öldürdüğünüz 3-5 yaşındaki çocukların kardeşleri abileri gün gelir sizi öldürür ,tarihi unutmayın yoksa tarihte sizi unutmaz.

Türkiye Cumhuriyeti devleti ise kınamaktan öte gidemiyor , zamanında 3 kıtaya birden hükmeden ,adalet sağlayan Osmanlının Torunları kınamaktan öte gidemiyor.Bizde kendi tarihimizi kendimizi unuttuğumuz için bu hale geldik .

Unutkanlık kötü şey , ezilenler içinde ezenler içinde .

Peki dünya bu hale gelmişken insan nasıl mutlu olabilir , nasıl umut edebilir ?
Televizyonda can çekişen çocukları gördüğünde nasıl rahat uyuyabilir geceleri ?
Nasıl ?…

Taksimdeki Sahaf Festivali

Geçen sene Galata Kulesi meydanında yapılan ama benim gidemediğim Beyoğlu Sahaf Festivali bu yıl taksimde gezi parkında yapıldı. Bu seneki festivale 60 tane sahaf katılmış söylenilenlere göre, öğrenci olduğum için öyle eski tarihi eser değeri taşıyan kitaplara gücümün yetmeyeceğini bildiğim için eski güzel popüler romanlara göz attım biraz satın almak için. Ama nedense sahaf amcalarımız teyzelerimiz  parasal olarak değer taşımayan eski romanları şuanki yeni baskı fiyatlarına satınca hiçbişey alamadan geri döndüm festivalden. Kitap fiyatlarının lüks sayılabilicek kadar yüksek olduğu ülkemizde okuma oranı bu kadar düşükken sahaflar 2 liraya aldıkları kitaplar 10 liraya satmasalar biraz daha ucuza satsalar emninim okuma oranı da artıcaktır. Sonra korsan kitap alınca kendime kızıyorum herşeyin suçlusu benmiş gibi : (

Wall-E

wall e

 

Pixar denince akla aimasyon gelir son yıllarda , kendileri her sene bir uzun metrajlı animasyon filmi çıkarmanın yanında matrix , yüzüklerin efendisi , star wars gibi görsel sinema şaheserlerinin görsel efektlerinin temellerini oluşturan yazılımlar üretirler.

2007 yılında Pixar,  Ratatouille ( Ratatuy ) adındaki son filmini çıkarmıştı piyasaya , bu filmde yine kendini aşmıştı , mükemmel görüntüler mükemmel espriler ama yinede birşeyler eksikti bu filmde ama bu eksikliğe rağmen şuanda bile imdb top 250 de 142 ci sırada Ratatuy .

 

Yıl 2008 i gösterdiğinde ise amerikada Wall-E diye bir film çıkardı Pixar. Ülkemizebiraz geç geldi ama geldiği gün gidip gördük Can ve Niyazi kardeşlerimle filmi. Gerçi filmi izleyenlerin büyük çoğunluğu çocuk olsada benim umrumda değildi bu. iMDB de 30. sıraya oturan bu filmi bayağı merak etmiştim.

Filmi özel kılan diğer bi yön bu projenin seneler önce pixar kurulurken ortada olduğu ama o günkü imkanlarla yapılamayacağı anlaşılınca ertelendiğiydi.

Neyse efendim ışıklar kapandı biz başladık filmimizi izlemeye ve yine olan oldu Pixar birazdaha aştı kendini , o nasıl renkler o nasıl animasyon o nasıl bir sanattır . Yani tek rakibimiz kendimiz , biz daha iyisini yapana kadar en iyisi bu anlayışına devam etmiş Pİxar.

Filmin görsel yanında çok duygusal yani beni etkiledi, daha önce cıkan tüm pixar filmlerini izledim ama hıkaye derınliği bu kadar fazla olan bu kadar cok gonderme yapan , bu kadar duygusal olan bi film yapmamışlardı , kayıp balık nemo yu ızlerken balıkların suratına nasıl o ifadeleri yüklediler diye şaşırıp hayran kalmıştım , ama pixar kendini daha da aşarak robotlara duygular katmış , onlara oscarlık ifadeler yüklemiş.

 

Uzun lafın kısası Wall-E öyle gidip sadece gülüceğiniz bi çocuk filmi değil , sonunda büyük ihtimal ağlayabiliceğiniz çok duygusal romantik bi film, izleyin izlettirin.

Tebrikler Pixar Animasyon Stüdyolarına.

 

 

Honda CBR 125 R ve Türkiye Yollarında Motorsiklet Kullanmak

House MD dizisini seyretmeye başladığımdan beri bende bir motor merak aldı başını gidiyor.Merak çoğunlukta olduğu gibi super sport tabir edilen yarış motorlarına , o özgürlük hissine , iki tekerin sağladığı inanılmaz güce .

Yarış motorlarını kullanmayı öğrenmek için öncellikle küçük hacimli motora sahip olan motorsikletlerden başlamak lazım.Bunun için en uygun motor Honda CBR 125 R . CBR 125 R 125 cc 4 zamanlı 2 sübaplı tek silidirli sıvı soğutmalı bir motora sahip. Başlangıç için küçük ideal bir motor.Sıfır fiyatı 5500 ytl civarındayken ikinci ellerde az kullanılmış motorları 3500-4000 ytlye almak mümkün.Benim aklımda olan biraz para biriktirip temiz bir ikinci almaktı.

Yazımın başında verdiğim siyah ve altta resmini vericeğim repsol modelleri oldukça güzel duruyor.

honda cbr 125 r repsol

İşin en önemli noktasına gelmek lazım asıl , bu motorları Türkiye de kullanmak ayrı bir meziyet ayrı bir cesaret ister. Kadınların kullandıkları araçları ve motorsikletleri araç olarak görmeyen zavallılar oldukça bu ülkede motorsiklet kullanmak büyük cesaret bu tehlikesiyle. Aslında cesaretten öte canını göz göre göre tehlikeye atmak çünkü trafikte giderken 4 tekerlekli araçlarla herhangi bir kaza durumunda dengenizi korumanız imkansız özelliklede km niz 80 i geçtiyse kelime-i şehadet getirmeye başlayabilirsiniz.Motorları görünce onlarla yarışmaya çalışan sürücüler , onları gördüğünde onları sıkıştırmaya çalışan zavallılar oldukça motorsiklet sürmek benim için akılsızca bu ülkede , kendimizi değil de arkamızdaki düşümekde fayda var,

bize bişey olursa olan arkadakilere olur.