Açlık – Knut Hamsun

Açlık - Knut HamsunAçlık , Norveçli yazar Knut Hamsun’ a Nobel Ödülü kazandıran , dünyaca tanınmasını sağlayan , ülkemizde de çok okunan hatta MEB’ in 100 Temel Eser listesine girmiş bir roman.

Giriş çok resmi olsa da kitap insan ruhunu en derinliklerinden yakalıyor.Önce kitabın biraz içeriğinden bahsedip sonra kitabın ruha bıraktığı izler üzerine yazmak istiyorum.

Romanda yazar , 1900′ lerin başlarında Norveç’ te gazetelere hikayeler yazarak hayatta kalmaya çalışan idealist ve gururlu bir yazarın hikayesini anlatıyor.

Yazarlığa gönül vermiş bu genç , yazdığı yazılar ve hikayeler gazeteler tarafından kabul görmediği için parasızlıktan yazın  parklarda, kışın işe nerede münasip bir yer bulursa orada kalıyor. Neredeyse hiç geliri olmayan genç ekmek alacak parayı dahi bulamıyor ve gururuna yediremediği için dilenmekte istemiyor.

Bu uzun parasızlık dönemleri içinde açlık krizlerine giren gencin aklını sürekli düşünceler ve sıkıntılar kemiriyor. Uzun açlık dönemlerinden sonra artık genç bu yoksulluğa , parasızlığa karşı koyarak ingiltereye giden bir gemiye tayfa olarak yazılıp yazarlık hayallerine veda ediyor.

 

İnsan düşünen , hisseden bir varlık . Düşünceleri yazıya aktarmak bir nebze kolay olsa da yaşanılan duyguları kağıda iyi aktarabilmek , bu hissi okuyucunun yüreğinde tekrar var edebilmek gerçekten zor.

Maviyi nasıl tarif edersiniz mesela ? Gülün kokusunu nasıl anlatırsınız , sabah güneş doğarken içinize ferahlık veren o serinliği anlatmak için kelimeler yeterli olur mu ?

Bunlar güzel şeyler , peki kötülükleri nasıl anlatırsınız. Savaşı yaşayan çocukların korkusu yazıya aktarılabilir mi ? Ya da en güçlü insanı bile çaresizlikler içine sürükleyen açlığı nasıl tarif edersiniz. Tok açın halinden anlamaz , açı anlayabilmek için aç kalmak gerekir derler.Yazar kitapta çok güzel betimlemelerle yaşadığı açlığı okuyucuya adeta yeniden yaşatıyor.

Beni en çok etkileyen kısımlardan biri köpeği olmayan gencin , köpeklerime vereceğim yalanıyla kasaptan kemikleri alıp onları sıyırmasıdır . Açlıktan ölmek üzere olan bir gencin hala gururunu korumaya çalışması , bu yalanı söylerken aklından bin tane düşüncenin geçmesi , aklıyla duygularının savaşması insanın midesine yumruk gibi iniyor.

Yine bir bölümde genç ,  hoşlandığı kızın yanına giderken fakirliği belli olmasın diye diliyle ıslattığı elini pantolonuna sürerek onu yeni göstermeye çalışması , daha sonra hoşlandığı kızın onun aç ve fakir olduğunu anlayınca ondan uzaklaşması insanı inanılmaz derecede üzüyor ve geriyor.

Genç bir bölümde şimdi nerden bulduğunu hatırlamadığım bir parayla bir lokantaya girip et yemeği yiyor , ancak daha sonra uzun süredir açlıkla cebelleşen vücudu bu yemeği kabul etmiyor , gencin midesi bulanıyor. Genç uzun zaman aradan sonra yemek yeme fırsatının boşa gitmesini istemediği için kendini zorluyor kusmamaya çalışıyor ancak başarılır olamıyor.

Sonuç olarak kitap çok güzel bir eser, okumayı seven , insan olan herkese tavsiye ederim. Sadece edebi güzellik olarak değilde insan olma erdemine sahip olmak isteyen , başka insanların halinden anlayabilen insan olmak isteyen herkesin okuması gereken bir kitap.Çünkü açlık meselesi dünyanın en büyük sorunlarından bir tanesi . Ben bu yazıya başladığımdan beri geçen yarım saat içinde kimbilir kaç tane çocuk öldü.

Son olarak yapılan araştırmalar gösteriyor ki , dünyada kilo vermeye , diyete harcanan para dünyadaki açların hepsini doyurabiliyor. Acı ama gerçek …

 

Yorum yazın