Yeni yıl gelmiş neyime

Bir türk sanat müziği şarkısında geçer ya hani “Bayram gelmiş neyime” benimki de aynı o hesap . Biraz önce taksimdeki tabelada sıcaklık 0 dereceyi gösteriyordu.Birileri yeni yılı , yılbaşını kutlamanın derdinde , birileri üşümemek için …

Bazı şeyler yazıyla anlatılmıyor , insan hüzünleniyor , boğazı düğümleniyor. Bi yerlerde soğuktan üşüyen , açlıktan kıvranan çocukların olduğu bir ülkede bir dünyada insan sevinemiyor yeni yıla , ne vurup patlatamıyorum ne çalıp oynatamıyorum . Kimsesizlerin kimsesi , umutsuzların umudu olmak istiyorum …

Yeni yıl geliyor ; ne hediye ne başka bişey istiyorum . İstediğim tek şey sadece umut , açlar için aş , üşüyenler için ateş olmak olmak istiyorum , herşeyin ötesinde umut olmak istiyorum.

Allah zorda kalanların yardımcısı olsun bu soğuk kış gününde , söyleyecek çok şey varda ne gönül elveriyor ne el yazabiliyor…

Buz Ateşi – Clive Cussler


Buz ateşi okuduğum 4. clive cussler romanı. Buz Ateşinden önce Şok Dalgası adlı kitabını okudum ama onun için günlüğe ayrıntılı yazı atmadım . O da kaliteli clive cussler romanlarınan biri , güzel vakit geçirilebilir.

Şimdi gelelim asıl konumuza , yani Buz Ateş’ine.Buz ateşi diğer okuduğum 3 clive cussler kitaplarının aksine farklı bir başkahraman barındırıyor.Daha önce sitemde yazdığım inka altını ve atlantis bulundu kitaplarında ve bu yazımda belirttiğim şok dalgası adlı kitapta baş kahraman Dirk Pitt ve Al Guardino.Clive Cussler ın 2000’li yıllarda Paul Kemprecos ile yazdığı bu romanda ise başkahramanlar Kurt Austin ve Joe Zavala.Gerçi Kurt Austin’de karizmatik bir kişilik ama Dirk Pitt daha bir başka bana göre.

Buz Ateşi anlatım yönünden eski cussler kitaplarına yanaşamıyor ama konu ilginçliği ve sürekliliği nedeniyle güzel bir kitap.Bunun sebebi kitabın yazımında Paul Kemprecos’un katkısının olması , saf Clive Cussler akıcılığı yok yani.Kitabı daha da dikkat çekici kılan bize tanıdık bazı şeylerin olması. Kitap Washington-İstanbul-Moskova üçgeninde geçiyor . İstanbul üzerinde fazla durulmuyor ama durulan noktalarda da gayet güzel ayrıntılar veriliyor.

İstanbul’dan bahsederken batılı düz mantığıyla İstanbul’u arap şehri gibi gösterilmemesi benim hoşuma gitti.Hatta Kurt Austin istanbul’da Taksim’deki the marmara otelinde kalıyor ve yer yer İstanbul ‘un güzelliğine ve manzarasına atıfta bulunuluyor.Kitaptaki Türk balıkçının rakı içmesi be konuğuna ikram etmeside ayrı bi tebessüm etmemi sağlayan olaylardan.

Kitabın içinde İstanbul’un yer alması benim açımdan kitaba karşı pozitif ayrımcılık unsuru oluşturdu.Kitabın sonlarına doğru biraz fantastik öğeleri kaçmış olsada bir solukta okunabilicek güzel bir Cussler romanı.Eğer denizleri seviyosanız ve benim gibi dünyanın değişik yerlerini görme isteğiyle yanıp tutuşuyorsanız Clive Cussler romanları sizin için biçilmiş kaftan.

Kitapsız kalmayın , kendinizi o hazinelerden mahrum bırakmayın.

Bir Delinin Hatıra Defteri – Gogol

Gogol rus edebiyatının daha doğrusu dünya edebiyatının en usta yazarlarındandır. Puskin ve Gogol daha sonraki Dostoyevski , Turgenyev ve Tolstoy a yol göstermişlerdir. Gogol , dostoyevskinin en sevdiği yazar olarakta bilinir.

Bir delinin hatıra defteri Gogol ‘un ustalığını kanıtlar nitelikte bir kitap . Kitap toplamda 3 öyküden oluşuyor .
Bir delinin hatıra defteri mükemmel bir öykü , palto traji-komik , burun hikayesi ise diğerlerine nazaran daha komik bir hikaye.

Kitaba ismini veren Bir Delinin Hatıra Defteri adlı hikaye resmen edebiyat dersi veriyor , hayatımda gördüğüm en güzel ruh çözümlemeleri var bu öyküde. Okumaktan ziyade romandakı karakter gibi hissediyor onun gibi düşünüyorsunuz.Öyküde rus olan bir adamın kendini ispanya kralı ferdinand sanması anlatılıyor , biz öyküyü bizzat bu delinin kaleminden okuyoruz. Bu delinin yazdıkların yaşadığı dönemin rusyasını ve bireylerini çok güzel tahlil ediyor anlatıyor.Ama dikkat edin bunalımlı bir dönemde okumayın yoksa kitap sizi daha da buhrana sürükleyebilir.

Diğer öykülerinde yazım dili aynı ilk öykü gibi mükemmel.

Kitap gerçek edebiyat adına bişeyler okumak isteyenler için birebir . Hemde insanı hiç sıkmıyor.Zaten 108 sayfa kitap . Benim okuduğum antik yayınları baskısı 2 liraya satılıyor .

Kitapsız kalmayın , kendinizi o hazinelerden mahrum bırakmayın.