Acılarım sana emanet ben gidiyorum…
Ve onunla karşılaştım karanlığın en asi anında…
Çırılçıplak bir suskunluğu ve dokunulmamış tozlu rafa kaldırılmış bir yalnızlığı vardı…
Ve konuştum…
Ne kadar dokunursan dokun, ne kadar sararsan sar iyileşemeyen bir yaraya tutsak kalmış gibiydi…
Gitmek ister gibi konuşuyordu. Uzaklara hem de çok uzaklara…
Ama bacaklarının yüreğinin ağırlığını taşıyamayacağından korkuyordu…
Bağ bozumu sonrası mevsimi yaşar gibiydi ruhu…
Heyecanlarını doğduğu gün annesinin gözyaşlarına bırakmış,
ruhunu ise babasının son nefesine emanet etmiş gibiydi……Ruhunu geceye saklayıp, gündüzlerden kaçar mısın?
Söylesene hayatla dalgamı geçersin?
Yoksa hayat mı seninle dalga geçer? …
Gecenin renginde, hilalin koynunda doğduğunda kaybettiğin denizkızını bekler misin?
Her sabah denize onun gelmesi için umut atar mısın?
Yoksa sen masallara inanmayanlardan mısın?…
Zamanın bir yerinde bir melek göz kırpmış yamalı geceye,
asi ruhunu bir buseyle alıp kaçırmış…
…
Her şey zamanın bir yerinde soru işaretleriyle yaşanıyor.
Bazen anlamsız görünen şeyler hayatımızın en anlamlı anı oluveriyor…
29.03.2007(yağmur…)
ruhunun zindanlarına ulaşmayı denedim,
hani olurda ulaşırsam senin için Allah’tan bir melek dileyecektim.
Kanayan yaralarının kapanması için…
Bir avuç huzur bırakması için avuçlarına
sahi bir avuç huzurla yetinebilir misin?

Yazı yağmur tarafından benim için yazılmıştır kendisine çok teşekkür ediyorum
yazıya yorum olarak söyleyebilieğim şey
bir avuç huzur
bir parça umut için herşeyi feda ederim
ve ben mucizelerede, masallarada inanırım
zaten yaşamam için tek sebepte o umutdur içimdeki
hayran kaldımsenin yazdıklarını yorumlamak için kelimelere anlam yüklemekte zorlanıyorum
çok teşekkür ederim
muazzam
yav bu kız işi biliyor
) çok güzel yazmış yağmur..maşallah