Ayrilik ne biliyor musun? Ne araya yollarin girmesi, ne kapanan kapilar, ne yildiz kaymasi gecede, ne guz, ne ceplerde tren tarifesi, ne de turna katari gokte.. Insanin icini dokmekten vazgecmesi ayrilik. Ipi kopmus boncuklar gibi yollara doktugu gozlerini, birer damla goz yasi olarak toplamasi icine. Ardinda dunyalar isiyan camlar dururken duvarlara dalip dalip gitmesi. Turkusunu soyleyecek kimsesi kalmamasi ayrilik. Odunc sesle konusan bir kalabalik icinde kendi sesiyle silinmek. Birdenbire buyumesi, gulusu artik yaprak kipirdatmayan bir cocugun. Insanin yaslandikca kendi kuyusuna dusmesi. Bir kadinin yatagina uzanan kul baglamis bir govde. Sacina ruzgar, sesine isik dusurememek kimsenin. Parmaklarini sozune pinar edememek. Uzaklarda bir adamin usumesi, bir kadin daglara daldikca.. Isıklı vitrinlerden bakmadan gecmek carsilardan. Ciceklerden uzaga dusmesi insanin yolunun. Evlerle sokaklar arsında bir ayrim kalmamasi. Ayrilik yagmurdan vazgecis, sudan usume; yalnizca golge vermesi agaclarin. Iyiligin kufre donmesi ayrilik. Gunesin bir ceza gibi dogmasi dunyaya. Basini alip gitmek gibi bir geri donus. Ikı adimindan birisi insanin. Secincin kundakcisi, huznun armasi. Suregen korkusu inceligin.Ayrilik o kucuk olum, usta dokunuslarla bizi buyuk olume hazirlayan.
Simdi anliyor musun gidisinin neden ayrilik olmadigini? Bir yaprak dusmesi kadar ancak acisi ve agirligi oldugunu. Bir toplama isleminin sonucunu yazmak gibi bir deger tasidigini. Bosluga bir bosluk katmadigini. Kar yagdirmadigini yaz ortasinda.
Ayrilik, o kopuklu opuslerin ardindan kalkip agzini yikadiginda baslamisti. Ben bulutlari gosterirken, bulmacanin “bes harfli bir yemek” sorusuna yanit aramanla halkalanmis; “bu etegin ustune bu bluz yakisti mi” dediginde varacagi yere coktan varmisti.
Ne mi yapacagim bundan sonar? Ayak izlerimi silmek icin sana gelen yollari tersinden yuruyecegeim once. Siir okumayacagim bir sure. Hediyelik esya satan dukkanlarin onunden gecmeyecegim. Senin icin biriktirdigim yagmur suyunu bir agacin dibine dokecegim. Yeni bir yanlilik yapmamak icin telefonlara cikmayacagim. Ardi kus resimli aynalar arayacagim mahalle pazarlarinda, gencligimi animsamak icin. Emekli kahvelerinde yaslilarla konusarak sonumu gormeye calisacagim. Fotograflarini gunese koyacagim bir an once solsun diye. Falci kadinlara inanmayacagim artik. Gelecege isik dusuren bir gulusle gulmeyecegim kimseye. Sasirma yetimi korumak icin yeni asklar bulacagim kendime.
Ne yapacagimi saniyordun ki, tenin tenime bu kadar sinmisken; omrum azala azala akarken onumde; gittigin gercek bu kadar herkese benzerken.. Senin korkularin, benim inceligimi doldurup yuregime, biraktigin boslugu yonta yonta binlerce heykelini yapacagim.
Şükrü Erbaş
Aslında kişisel sitede böyle alıntı yazılar verilmesine karşıyım
İnsanın kendı aklındakıleri yazması paylaşması lazım ama bu yazı gerçekten çok güzel
Yorum yazın