Beni burada arama
Arama anne
Kapıda adımı sorma
Saçlarına yıldız düşmüş
Koparma anne ağlama.
Kaç zamandır yüzüm traşlı
Gözlerim şafak bekledim
Uzarken ellerim kulağım kirişte
Ölümü özledim anne.
Yaşamak isterken delice
Nevzat Çelik
Yaşamak ; herşeye rağmen…
Bu topraklar üzerinde nefes almamızı sağlayan dönüm noktaları vardır tarihte .
Alparslanın malazgirtten girdiği bu topraklarda , Fatihin fethettiği bu şehirde bugün hala nefes alabiliyorsak bunu tarihte yerini almış isimsiz kahramanlara borçluyuz.
Zirvede kalmak ziveye çıkmaktan daha zordur , o zirvedeyken yerinizde gözü olanlarla hep savaşmak zorundasınızdır.
Bu topraklarda gözü olanlar hep olmuştur ve olacaktır , bu toprakları korumak bu toprakları fethetmekten daha zordur .
Her ne kadar koruyanlar fethedenler kadar meşhur olamasalarda benim gözümde en az fethedenler kadar şanlıdırlar.
Cemil Meriç ne güzel söylemiş ; ” Hafızasız nesiller amalgamı” , bu hafızasız neslin hafızası olmalı Çanakkale , milletin beyninde çivi , gönlünde acısı taze yara olmalı , ölüme gönderilen 12-13 yaşındaki çocuklara vefa , minnet olmalı.
Çanakkale Savaşları Günlüğü adlı kitap benim için kıymeti paha biçilemez birisi tarafından hediye edildi şahsıma.
Kitabı iki defa okudum , daha önceden çanakkaleyi çok bilgili bir tarih hocası eşliğinde gezdiğimde bile belki kendimi bu kadar o savaşın içinde hissetmemiştim .
Çanakkale Savaşları Günlüğü savaşı kronolojik olarak anlatan ve bu sırada okuyucu sıkmamak için aralara insan hikayelerini , asker hikayelerini serpiştiren güzel bir eser.
Soldaki sayfada 1000-2000 askerin şehid olması bir istatistikken sağdaki özel ayrılmış kısımda insan hikayeleri , asker hikayeleri anlatılırken aslında bu rakamların istatistikten çok öte olduğu gösterilmiş.
Orada yitirilen yaklaşık 60 000 canın hepsinin ayrı bir hikayesi , hepsinin ayrı bir umudu , hayali vardı .
Hepsi o denizin kıyısında tepesinde kaybettiler o umutları , o hayalleri.
Kitap insan ruhuna dokunurken diğer taraftan savaşı gayet güzel anlatmış .
Çanakkale savaşının olduğu bölgeleri ziyaret edecek kişiler için çok faydalı bir eser olmuş , bu kitap eşliğindeki ziyaret insana o günleri yeniden yaşatabilir.
Sadece bölgeyi ziyaret edecek kişilere değil , bu milletin bireyi olan herkese tavsiye edebileceğim bir kitap.
Okuyun , okutun.
Kitabı satın alabileceğiniz internet siteleri :
http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=565196&sa=11048350
http://www.idefix.com/kitap/canakkale-savaslari-gunlugu-erol-kilinc/tanim.asp?sid=R8FOWCZ74S4SHPPW2TLT
Sitemde uzun zamandır yazdığım şeyler çok az bahsediyorum .Daha doğrusu uzun zamandır kitap okuma düzenim bozuldu , gerek okula ağırlık vermem , gerekse kitap okumak için rahatlamayı beklemem yüzünden kitaplarla aram bozuk ama yakın bir zaman içinde hayatımdaki en değerli insan bana uzun zamandır istediğim Edgar ALLen Poe nun tüm hikayelerini hediye etti , şuanda onu okuyorum , bitirince onun üzerine bir yazı yazmayı düşünüyorum.
Ekenomi Türk kitabını ise geçenlerde çok sevdiğim bir arkadaşım benim ekonomi konularında meraklı olduğumu bildiği için verdi ben de kitabı alır almaz bir günde bitirdim.Her ne kadar makine mühendisliği öğrencisi olsam ve mekaniğe meraklı olsamda ekonomi benim ayrı bir ilgimi çeker.Benim için gazete okumk ekonomi bölümünü ve kitap bölümünü okumak ve sevdiğim birkaç köşe yazarını okumaktan ibarettir.
Son yıllarda artık basılı gazete almıyorum , direk internetten takip ediyorum gazeteleri ve gazetelerin internet sayfasına girdiğim zaman direk ekonomi bölümüne girer , haberleri ve yazıları baştan sona okurum .
Son zamanlarda kaliteli internet sitelerinide takip etmeye çalışıyorum .
Özellikle sitemden de link verdiğim www.sistematikrisk.com adlı ekonomi bloğunu ve bu blogta yazan sayın Oğuz Erkol’un yazılarını severek takip ediyorum. Bu vesileyle onun da reklamını yapmış olayım , her ne kadar sitesindeki yazıları okuyan ve yorumlayan kişi sayısı az olsa bile site çok üst seviyede önemli yazılar barındırıyor , gerçi ülkemizde kimse kitap okumadığı için düzgün içerikli blogları okuyan da pek yok.
Şimdi uzun bir girişten sonra gelelim kitabımıza , kitap ekonomiturk.blogspot.com sitesinde yıllardır yayınlanan yazıların derlenip özetlenip bir seçki haline getirilmesiyle oluşmuş.Bu bloğu şimdiye kadar bilmemem benim ayıbım. Öncelikle söylemem gerekirse böyle internet sitesinden derlenmiş kitaplar genelde fiyasko olsa da ekonomi türk bu konuda istisna olmayı başarmış , kitap çok düzgün ve belirli bir kurgu içinde derlenmiş , yani şekil olarak sizi sıkmayacak , çok sürükleyici elinizde aldığınız gün bitirebileceğiniz bir kitap.
Kitabın içeriğine gelecek olursam kitap 3 bölümden oluşuyor . Makroekonomi , mikroekonomi ve küçük yatırımcılar için tavsiyeler.Kitaptaki yazıların çoğunun sahibi olan sayın İnan Doğan elinden geldiğince tarafsız olmaya çalışmış , ama Ak partiye gıcık olduğunu da sık sık belirtmiş.Ama kitapta bir iki kuşkulu nokta haricinde ben gayet tarafsız buldum kitabı.
Çünkü ekonomi konusu popülizme ve siyasete çok kolay alet edilebilecek bir konu , ülkemizde kendine ekonomist diyen dinozor köşe yazarları ya hep batıyoruz ya hep süperiz tarzı yazılar yazdıkları için hürriyet milliyet sabah gibi büyük gazetelerde ekonomi konularında yazan yazarların ekseriyetinin görüşlerini ciddiye almamak gerek.
Kitapta Deniz Gökçeyi bunlardan ayrı tutmuş , bn de o konuda hemfikirim : çünkü Deniz Gökçe görüşlerine tarafgirlik bulaştırmadan ekonomi üstüne yazan ender köşe yazarlarımızdan .
Kitap büyük isimli o bildiğimiz köşe yazarlarını ve onların aslında saçma olan yazılarını yerden yere vurmuş , ve bu vuruşlar esnasında çok inandırıcı fikirler ortaya sürmüş.
Ben bu büyük isimli köşe yazarlarımızın hala 30 yıl önce iktisat fakültesinde öğrendikleri terimlerle bugünün dünyasına bakmaya çalıştıklarını ve bu konuda sıkıntı çektiklerini düşünüyorum.
Çünkü ekonomi çok canlı bir bilim , sürekli parametreleri değerleri değişiyor , kuramlar değişiyor , insanların davranışları değişiyor.
Kitabın Makroekonomi göstergeler kısmında doğru olarak bilinen birçok yanlış konunun altı çizilmiş , Özellikle gelir eşitliği ve gelir dağılımın adaleti konularında fikrim değişti diyebilirim , özellikle yazarın daha çok çabalayanın daha çok kazanması gerekir bu yüzden herkes eşit gelire sahip olamaz düşüncesine bende şiddetle katılıyorum.
Cari açık konusu son zamanların en popüler konularından , son 10 yıldır enflasyon ve yoksulluk belasından kısmen kurtulmuş durumdayız , bu sebeple artık en büyük sorunumuz cari açık kaldı , her ne kadar cari açık abartıldığı kadar büyük bir sıkıntı olmasa da , kendisi sebep değil sonuçtur.
Cari açık Türkiyedeki yetersiz eğitim sisteminin bir sonucudur , teknoloji , katma değer üretebilmenin yolu eğitimden geçer . Bugün Türkiyede sayıları 200 e yakın üniversite var , benim kendi alanım olan mühendislik alanına baktığımız zaman toplasanız 7-8 üniversite mühendis yetiştiriyor , geri kalanı ise F=m.a dan başka bilmeyen niteliksiz kendini mühendis zanneden insanlar mezun ediyor.Kitapta benim düşündüğüm gibi yazıyor ve sorunun eğitimde olduğunu söylüyor.
Kitabın mikroekonomi kısmında eğlenceli , aslında sorun olan ama kimsenin çözmek istemediği için öyle kalan konular var , makroekonomi kısmı kadar doyurucu olmasa bile insanı gülümseten yazılar mevcut.
Özellikle kitabın küçüm yatırımcılara tavsiyelerde bulunduğu son kısım çok önemli .Küçük yatırımcısının hayellerle yola çıkmamasını tavsiye eden kitap , hem risk dağılımı yapılmasını hem de riski az kazançlara yönelinmesini tavsiye ediyor.
Borsa da imkb 30 da yer alan şirketlerin temettü dağıtanlarının hisselerinin alınıp , bu temettülerle yine hisse alınmasını tasiye ediyor , özellikle adı sanı duyulmayan spekülasyona açık şirketlerin kağıtlarının satın alınmamasını tavsiye ediyor.
Bende kitabın yazarı gibi borsada teknik analizle bişeyler çıkarmaya çalışanlara inanmıyorum.
Türkiyede yıllarca yatırım aracı olarak kullanılan dövizin yatırım aracı olmadığının üstüne basa vasa vurgulayan kitabın haklı olduğunu görmek için dövizin son 5-6 yıllık seyrine bakmak yeter.
Altın ise özellikle 2007 de amerikadan mortgage krizi patlayıpta amerikan doları sarsılmaya başlayınca değerlenen bir emtia , özellikle birkaç yıl daha değerlenip sonra daha durgun bir seyre girmesini bekliyorum.
Kitabı anlatırken ara ara kendi ekonomi yorumlarımda araya karıştı bunun için sürçü lisan ettiysem affola efendim .
Son söz olarak kitabı beğendim , benim gibi ekonomiye meraklı ama bu konuda eğitimi olmayan biriyseniz kitabın size faydası olacaktır , özellikle iktisat ve bağlantılı bölümlerde okuyan üniversite öğrencileri içinde kitabı tavsiye ediyorum.
Gözlerine dalsam sabah ezanında
Yüzüme vuran güneş gibi ısıtsan içimi
Tüm kapılarımın eşikten sonraki adımı sen olsan
Asi başını yaslasam göğsüme
Yüreğindeki anne şefkatinde bulsam kayıp çocukluğumu
Yol kenarı ağaç olsam gönlünde
Herkes geçerken yalnız ben kalsam .
(Fotoğraf : ada vapurundan beraber çektiğimiz o martı
Zengin baba yoksul baba yaklaşık bir yıl önce okuduğum ve üzerine birkaç satır yazmak istediğim bir kitap.
Tabi ben okuma konusunda ne kadar aceleciysem , yazma konusunda o kadar ağırdan alıyorum.
Zengin baba yoksul baba kitabını daha önce okumadıysanız ve bu kitap hakkında bilgi edinip ondan sonra okumayı planlıyorsanız öncelikle belirteyim , size ne bu kitap , ne de başka kitap zengin olmanın yolunu gösteremez.Bu kitabın bence okunmaya değer yanı , size para ve para kazanma konusunda değişik düşünceler sunuyor olması.
Genellikle kitaplar hakkında yazdığım yazılarda kitabın içeriğine çok bahsetmem ki , okuyacak olanların zevki azalmasın diye. Merak etmeyin , izleyeceğiniz filmin sonunu söyleyen arkadaşlardan değilim
Neyse uzun bir girizgahtan sonra sadede gelelim , Zengin baba yoksul baba adlı kitabında Robert kiyosakinin ana düşüncesi , zengin olmak için para kazanmak için çalışmayın , parayı çalıştırın fikri.
Bu fikir ilk başta garip gelebilir ama kitabın verdiği ince ayrıntı şu , örneğin bir ekonomi profesörü para üzerine , ekonomi üzerine kitaplar yazabilir ama kendi faturalarını ödemekte zorlanır , ama diğer taraftan ilkokul mezunu olan bir adamın milyar dolarlık şirketlere sahip olması gibi.
Bunun hakkında bilinen bir örnek vereyim , bu kriz kahini denilen , küresel krizi önceden tahmin eden amerikalı profesör “kahin” geçenlerde Türkiyeye geldiğinde hepimizin şahit olduğu gibi ayakkabısının altı delikti .
Ama diğer taraftan ülkemizin zenginlerinden vestelin sahibi ahmet nazif zorlu da ilkokul mezunu , servetini sıfırdan elde etmiş birisi.
Kitap zenginler sürekli çalışıp sonunda para elde etmeyi düşünmezler , sürekli ellerindeki parayı daha da artırmayı düşünürler diyor. Yani ömür boyunca faturalar kıyafetler için kendilerini helak etmezler düşüncesi bir nevi. Normal insanlar hayatları boyunca bir meslek sahibi olmak için 20 sene okuyup dururlar ama zengin olmanın yolu bu değildir , insanların çocuklarına küçük yaştan itibaren para kazanma üzerine eğitim vermesini bu konuda teşvik etmesi öneriliyor .
Bizim kayserili mantığı diyebiliriz biraz , erken yaşta çocuğa parayı öğretmek , parayı kontrol etmesini ve onu kazanmasını öğretmek diyebiliriz.
Kitabın bir kısmı pek mantıklı gelmedi o yüzden belirtmek istiyorum , kiyosaki kitap boyunca para kazanmak için meslek edinmeyin , direk para kazanmaya odaklanın derken bi kısımda yaptığınız işi en iyi yapın o işe odaklanın diyor ama burada amerikan hayat tarzına dair göndermeler bulunuyor olabilir bu yüzden es geçiyorum.
Kitapta verilen güzel örneklerden biri mcdonalds , nedir mcdonalds hiç düşündünüz mü ? Dünyanın en güzel burgerlerini yapan restoran mı ? Ya da en ucuza satan yer mi ?
Hayır hiçbiri değil , donald amcanın en iyi yaptığı şey , en işler caddelerde , fiyatları fiks menüler sunar ve bu menüyü en fazla 3 dakikada hazırlar.
Mantık basittir , işler yeri seçip restoranı aç , fiyatların alınabilir ve hep sabit olsun , müşteriye satmadan müşteri fiyatı bilsin ( self servis olmasının en büyük avantajı , sürpriz hesap denen olgu yoktur) , ve siparişi 3 dakikada hazırla.Yani donald amca iyi bir emlakçıdır aslında , iyi bir aşçı değil.
Kitabın son ve can alıcı kısmına geliyorum , gerçi yukarıda kitabın tüm muhteviyatını yazmak istemediğimi söyledim ama kitabın önerdiği yolu yazmazsam anlamı olmaz.
Peki bu kiyosaki amcamız sizce zengin olmak için ne önermiş olabilir ?
Emlak alıp- satmak , evet yanlış okumadınız , kiyosaki amcamız kendi ülkesini baz alarak yazdığından, size önerdiği şey şu , yakında önem kazanıcak , insanların rağbet gösterdiği bölgeleri önceden tahmin edin oralarda ev satın alın .
İlk başta bu düşünce mantıklı gözükebilir , ama sadece amerika için , Türkiyedeki emlak piyasası aşağı yukarı son 5 yılda oluştu diyebiliriz.Ve bu bizim piyasamız daha doyum noktasına ulaşmadığı için çok balon fiyatlar dönüyor ortada , 50 metrekare 1+1 500 bin liralık daireler falan .
İstanbula baktığımız zaman şuanda hiçbir yerde ucuza alınabilecek emlak yok , satışın ilk kuralı alırken kazanmaktır , yani ucuza almazsanız satıştan kar edemezsiniz , ama şuanda istanbulun resmen taşı toprağı altın olduğu için orta düzey insanların pek emlak işinden para kazanma fırsatı yok .
Diğer taraftan amerikadaki gibi ülkemizin gelişmişlik seviyesi bölgelere orantılı dağılmadığı için , örneğin Tokatta 100 bin liraya 3+1 120 metrekare site içinde daire alabiliyorken , bu paraya istanbulda çok daha küçük daha alt katlardan bir ev alabilirsiniz , tabi bu kenar semtlerden olur.
Yani insan şimdi düşünüyor , insanlar amerikada 1000 metrekare alan üzerine kurulmuş iki katlı , garajı arka bahçesi ön bahçesi olan müstakil evleri 250 bin dolara alabiliyorken , istanbul gibi bi yerde 250 bin dolara artık müstakil güzel bir ev almak imkansız .
Lafı uzatmadan diyebilirim ki , kitap güzel , para kazanma konusunda zihin açıcı düşünceler veriyor ama kitabın önerdiği zenginlik yolu emlak üzerinden para kazanmak , ama o da ülkemiz şartlartında normal içinlar için geçerli değil , ancak zenginlerin zengiliği artırmasına yarayan bir yol.
Diğer taraftan para kazanma emlak herşeyi geçtim , istanbul için iki çift lafım var .
Bilmem farkında mısınız bu şehir gitgide beton yığınına dönüyor , tek yeşil şey balkonlardaki saksılar .
İstanbulda kişi başına düşen yeşil alan 6,4 metre kare , diğer şehirlerdeki durumu ve istanbulun durumunun ne kadar kötü durumda olduğuna bakmak için http://www.porlareserva.org.ar/EspacioVerdeHabitante.htm
Kısacası , şehrin her tarafının imara açılmasına hayır , ali ağaoğlu gibi adamların baş tacı yapılmasına hayır , istanbulun ırzına geçilmesine hayır.
Mutluluk dediğin şey bir garip rüya , düşün içindeki gerçek , gerçeğin içindeki düş .
Güneşli bir avluya açılan kapı , kapının önündeki mor çiçekler .
Yağmur sonrası gökkuşağı , gökkuşağındaki renkler.
İnsanın umudu , umuttaki yağmur damlası.
Merdivenlerden yukarı çıkarken el tutmak belkide , merdiven başında hızlı hızlı nefes alırken kalbine dokunan bir el .
O eldeki ufak yaraya bırakılan bir buse.
Üşüme diye yürünen yolu değişmek belkide.
Mor çiçeklere bakıp sırıtmak.
Aralarındaki beyaz çiçekler biraz solduğunu görünce üzülmek.
Çiçeğin sapını kısa kestirmek biraz.
Küçük çiçek almak.
Soğukta beklemek mesela , karı bekleyen çocuk gibi.